800 Yıldır Sönmeyen Işık, Mevlana
Batılıların Celaleddin-i Rumi, bizlerin de arapçada efendim anlamına gelen Mevlana olarak tanımladığımız büyük şair, din adamı ve mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi Amerika’da şiir kitabı en çok satan şair olmuş ve ünlü Alman şairi Goethe tarafından şiirleri Almancaya çevrilmiştir. Kimilerine göre şimdiki Afganistan sınırları içerisindeki Belh’de, kimilerine göre de şimdiki Tacikistan sınırları içerisindeki Vahş’ta 1207 yılında Dünyaya gelen Mevlana nasıl olup ta sekiz yüz yıl sonra bir fıkıh alimliğinden Dünyaca tanınan evrensel bir şaire evrilmiştir? Bu evrilişte hiç kuşkusuz bir azeri Türkü olan Şems-i Tebrizi’nin çok büyük bir payı vardır. Mevlana ve Şems bir elmanın yarısı gibi biri birini tamamlayan iki […]
Yazı Yazmak Üzerine
Grup üyelerinin en yaşlılarından ve en kıdemlilerinden biri de sanırım benim. Ankara Veteriner Fakültesi’nden 1970 yılında mezun oldum (sanırım grup üyelerinin büyük çoğunluğu o tarihte henüz Dünyaya gelmemişti ) , 59 yaşındayım ve grup üyelerinin bir bölümünün de hocasıyım. O nedenle kimi düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya hakkımın olduğunu düşünüyor ve aşağıdaki açıklamalarımın hiç bir kişiye yada kuruluşa yönelik olmadığını baştan önemle belirtmek istiyorum. Grup üyesi olduğum yaklaşık bir yıldan beri veteriner hekimlik ve hayvancılık konularında on adet yazı yazdım. Her yazımda amacımın bilgiçlik taslamak değil , ileri sürdüğüm değişik ve yepyeni önerilerle mesleki konuları tartışmaya açmak olduğunun altını önemle çizdim. Yazılarımın […]
Gebe İnek Katliamı ve Mezbahalar
Bursa’nın Mustafa Kemal Paşa İlçesi’ndeki Bursam Et Kesim Tesisi’nde yaşanan ve internet aracılığı ile görsel medyaya da yansıyan talihsiz gebe inek kesimi ve buzağı katliamı olayı Türkiye’nin ve mesleğimizin gündemine neredeyse bir bomba gibi düştü. Bu sözde sıra dışı gibi görülen olay üzerine başta hayvan hakları koruyucuları olmak üzere çeşitli kesimlerden sadece eleştiriler geldi, olayın doğurduğu infialden olsa gerek çözüm yolları üzerinde fazlaca durulmadı. Zaten Türk toplumu ve o toplumun bir parçası olan biz veteriner hekimler ister mesleki konuda ister Ülke sorunları konusunda olsun gelişen her hangi bir olay karşısında genelde hemen tepkimizi ortaya koyuyor, fakat çözüm önerilerini etkinlikle hayata […]
Koyunculuk
Serbest veteriner hekimlerin genellikle büyük baş hayvanlarla uğraşmasından olsa gerek ülkemizin geçmişte önemli bir hayvancılık dalı olan ve gelecek adına umutlarımızı hala canlı tuttuğumuz koyunculuğu bizlere neredeyse unutturdu. Hele benim gibi bilimsel araştırmalarının % 80 i koyun üzerine olan bir kişinin sığırcılık üzerine onlarca yazı yazmışken koyunculuğa hemen hiç değinmemesi büyük bir eksiklikti. Hem bu eksikliğimi gidermek, hem de Giresun Veteriner Hekimler Odası’nın Mayıs ayındaki bir mail’inde adı geçen Mersinli koyun yetiştiricisinin yakarışlarına bir parça da olsa yanıt verebilmek adına bu yazıyı yazmak istedim. Her yazımda da belirttiğim gibi tek amacım koyunculuğun aynı zamanda bilimsel bir forum niteliği taşıyan grubumuzda […]
Sevemedim Gitti Şu Veterinerleri!
Günlerdir gruplarımızda tartışılan ” Sevemedim Gitti Şu Veteriner Hekimleri” başlıklı yazının sahibi Korkmaz Mert aslında adı ve soyadı ile örtüşen bir iş yapmış ve düşüncelerini korkmadan , mertçe açıklamış. Ancak, dile getirmeseler de Korkmaz Mert ile aynı görüşü paylaşan binlerce ziraat mühendisinin var olduğuna inanıyorum. Bu olgunun arka planında ” zootekni ziraat mühendisliğine mi, yoksa veteriner hekimliğine mi aittir? ” sorusu yatar ve bu tartışma güncelliğini hiç yitirmeden yıllar boyu, en azından benim tanıklık ettiğim 45 yıldan beri yapılagelir. Aslında veteriner hekim fobisi ziraat mühendislerinin beynine ta o yıllarda görev yapan, çoğu yaşamadığı için adlarını burada vermeyeceğim kimi Ziraat Fakültesi […]
Türkiye’de Koyunculuğun Dünü, Bugünü ve Geleceği
Koyunculuk Türk ulusunun tarih boyunca uğraştığı en önemli hayvan yetiştiriciliği dallarından biridir. “Buğday İle Koyun, Gerisi Oyun” ata sözümüzün benzerini bugün hiç bir ulusun geleneğinde göremiyoruz.Türklerin Orta Asya’dan koyunlarını otlattıkları meralar kuruduğu için göç ettiklerini ileri süren tarihçiler vardır. Göç eden kavimlerin koyunlarını sürüler halinde Anadolu’ya kadar getirdiklerini günümüzde de devam eden göçer ve yörük geleneğinden anlıyoruz. Merinos koyununun ana vatanı Anadolu’dur. Hediye olarak yada kaçak yollarla önce İspanya’ya gittiği, oradan da tüm Avrupa’ya yayıldığı söylenmektedir. Türk halkı koyun ile o denli bütünleşmiştir ki insanlar sevdikleri birine “koçum” , anneler yavrularına “kuzum” diye hitap ederler. Müslümanlıktan önce Hazreti İbrahim zamanında […]
Darp – ı Veteriner
Türkçemize arapçadan girmiş aynı kökten gelen iki benzeşik sözcük vardır. Birincisi darp, ikincisi de darbe. Darp etmek fiziki bir saldırıda bulunmak, darbe vurmak ise alaşağı etmek, kötülemek, aşağılamak anlamına gelir. Ne yazıktır ki, son bir iki ay içinde şanlı mesleğimiz gösterdiği başarılarla değil de bu iki sözcükle anılır hale geldi. Önce kendini bilmez bilmez bir petshopçu denetime gelen meslektaşlarımızı darp etti.( petshoplar sadece bizim Ülkemizde var sanırım ), daha sonra koyunlara keçilere küpe takmaya giden meslektaşlarımızı yetiştirici darp etti. ( Küpe takmak ne zamandan beri veteriner hekim işi hala anlayabilmiş değilim). Bu yetmedi bir erkek veteriner hekim hem de hamile […]
Katli Vacip Boz Ayı ve Geçmişten Bir Örnek
Erzurum’da insanları öldürmesi nedeniyle katline izin verilen Boz Ayı ile ilgili olarak Sayın Adnan Serpen’in Hayvan Refahına ilişkin yaptığı vurgulamalara ben de, geçmişte bizzat içinde bulunduğum ve daha önce de gruplarla paylaştığım bir projeyi güncelliği nedeniyle yeniden sizlere sunarak katkıda bulunmak istiyorum. “Libearty” olarak ta anılan ve liderliği o dönemde Dekan olmam nedeniyle benim tarafımdan yürütülen “Dansçı Ayılara Özgürlük” ya da “Dansçı Ayıların Rehabilitasyonu Projesi” Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi, T.C.Turizm Bakanlığı ve Dünya Hayvanları Koruma Örgütü (WSPA)’nün katılımı ile 5-6 Ekim 1993 de başlamıştır. O tarihlerde bir gece yarısı operasyonu ile İstanbul’un Kumkapı ve Yenikapı semtlerinde, deniz kıyısındaki kayalıklarda son […]
Başka Türlere Saygı
İlk zamanlar Türk Veteriner Hekimliği her ikisi de kamu görevi olan zootekni ve koruyucu hekimlik eksenleri üzerine oturtulmuştu. Seksenli yıllarda sığır suni tohumlamasını da içeren serbest Büyükbaş Hayvan Hekimliği ve Pet (arkadaş hayvan) Hekimliği konseptleri gelişti. Milenium ile birlikte ise Dünyadaki çağdaş gelişmelere koşut olarak mesleğimizde de hayvan hakları, hayvan refahı, eko-sistem sağlığı, gıda güvenliği, veteriner halk sağlığı, nano-biyoteknolojik üretim ve egzotik yaşam gibi yeni paradigmalar ortaya çıkmaya başladı.Tüm bu olgular, mesleğimizi yıllardır kuşatan ve gelişimini engelleyen Tarım boyunduruğundan yavaş yavaş kurtulduğumuzu gösteriyor. Mesleğimizin temel işlevleri olan insan sağlığını koruma ve hayvan haklarını/refahını geliştirme gibi olguların İzmir’de düzenlenecek “Veteriner Halk […]
Mesleki Değer Bilmezliğimiz.
Sayın Adnan Serpen’in, yakında Antalya’da düzenlenecek olan “Ulusal Tıp Günleri” adlı toplantıda rahmetli hocamız Ord.Prof.Dr.Tümgeneral Süreyya Tahsin Aygün’ün adının bilimsel bir oturuma verildiğini de içeren mailini okuyunca, mesleki değerlerimize karşı meslek dışından gösterilen saygının ve kadirşinaslığın neden biz Veteriner Hekimler tarafından gösterilmediğini kendi kendime sordum ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bu yazımda sizlere değerini yeterince bilemediğimiz üç büyük Türk Veteriner Hekiminden bahsedeceğim. Ord.Prof.Dr.Tümgeneral Süreyya Tahsin Aygün Dünya’da ilk “Kök Hücre Çalışması” nı yapan, Dünya’da ilk “Üniversal Antrax Aşısı” nı ve “Dayanıklı Kuru Sığır Vebası Aşısı” nı hazırlayan bir hocamızdı. Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara Etlik’teki Serumhane’ de hazırlamış olduğu […]