Değerli meslektaşlarım, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü’nde, 183 yıllık meslek tarihimizin son 60 yılını bizzat içinde yaşamış bir kişi olarak Türkiye’de veteriner hekimlik öğretimi ve kamu veteriner hekimliği üzerindeki önemli gördüğüm kimi görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye’de ilk veteriner hekimliği öğretimi dünyadan 79, ilk sivil okul 127, ilk üniversite öğretimi ise 186 yıl sonra başlamıştır. Bu rakamlar dünyadan ne kadar geri kaldığımızın somut bir kanıtıdır. Şu anda ülkemizde öğretim veren 29 adet veteriner fakültesi mevcuttur. Avrupa ortalamasına bakıldığında bu sayı 10 kat daha yüksektir. Bu öğretim yılında veteriner fakültelerinin toplam kontenjanı geçen yıla oranla %35 azaltılarak 1805 olmuştur. Veteriner Fakültelerine kaydolan öğrencilerin başarı sıralaması yaklaşık 60.000 ile 200.000 arasında değişmektedir. Bu veriden veteriner fakültelerini tercih eden öğrencilerin başarı düzeyinin bir hayli düşük olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’deki veteriner fakültelerinin sayısal çokluk olgusu hiç de kolay çözülecek bir sorun değildir. Bu konuda meslek kamuoyunda hakim olan başlıca iki çözüm önerisi mevcuttur. Önerilerden birisi olan 100.000 barajı uygulandığında son verilere göre fakülte sayısı 8’e, öğrenci kontenjanı da 545’e düşmektedir. Aslında bunlar ideal sayılardır. Diğer bir öneri ise gelişimini tamamlamamış fakültelerin kapatılması ya da gelişmiş fakültelerle birleştirilmesidir. Eğer bu öneri uygulanacaksa mutlaka öğretim elemanlarının görüşü alınmalıdır. Yeni düzenlemede her coğrafi bölgede en azından gelişmiş ve Avrupa Birliğince akredite bir veteriner fakültesi bulunmasına özen gösterilmelidir. Boşta kalan öğretim elemanlarının dağıtımı ise adil olmalı ve isteğe bağlı şekilde gerçekleştirilmelidir.Değineceğim ikinci konu kamu veteriner hekimliğinin bugünkü durumudur. Çağdaş anlamda ilk kamu veteriner hekimliği örgütü olan Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü 1937 yılında yasalaşan 3203 sayılı Ziraat Vekâleti Vazife ve Teşkilat Kanunu ile kurulmuştur. Sektörel bir yapıya sahip olan bu genel müdürlük lağvedildiği 1984 tarihine kadar geçen 47 yıllık sürede hayvan sağlığı, hayvan ıslahı ve halk sağlığı konularında çok önemli hizmetleri yerine getirmiştir. 1984 yılından sonra adı sık sık değişen bakanlıklara bağlı olarak kurulan hibrit genel müdürlükler döneminde hayvan hastalıklarında görece büyük artışlar yaşanmıştır. Bugün kamuda çalışan 9500 veteriner hekim ve 700 veteriner teknisyen/teknikere rağmen şap, brusella, tüberküloz başta olmak üzere birçok hastalık ne yazık ki önlenememektedir. Oysa benim fakülteden mezun olduğum 1970 yılında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünde görev yapan 800 veteriner hekim ve 2000 hayvan sağlık memuru özverili çalışmalarıyla bu saydığım hastalıkların tümünü ortadan kaldırmayı başarmışlardı. Bu da bize suçun veteriner hekim ve teknisyenlerde değil çarpık, hantal, işlevsiz ve hibrit örgüt yapısında olduğu gerçeğini göstermektedir. Çözüm; bağımsız, merkez-taşra uyumu yerinde, etkin, mobil ve sektörel bir örgüt yapısının yeniden kurulmasına bağlıdır.