


Türklerin en eski ataları olduğu iddia edilen ve Homo Sapiens olarak adlandırılan ilk mezobrakisefal insanımsı varlıkların MÖ 75.000 inci yıllarda Kenya’nın Kuzey Doğusundaki Turkana bölgesinde bulunan Turkana volkanik gölünün çevresinde yaşadığı ileri sürülmektedir. Turkana Gölünün çevresinde yer alan ormanlık alanlarda yaşayan, düşünen, ateş ve alet kullanan bu avcı toplayıcı varlıklar Turkana Gölündeki yanardağların faaliyete geçmesi ve her tarafı küllerin kaplaması sonucu bulundukları bölgeden Kuzeye doğru göç etmek zorunda kalmışlardır. Akdeniz ile Kızıl deniz arasında, o yıllarda kanalın olmadığı bölgeden Orta Doğuya geçerek Levant adı verilen şimdiki İsrail, Ürdün, Filistin ve Lübnan’ın yer aldığı, Batıda Akdeniz, Kuzeyde Toros Dağları ve Doğuda Mezopotamya ile çevrili toprak parçasına yerleştiler. Bu bölge Asya, Afrika ve Avrupa’nın kesişme noktasıdır. Daha sonraları İtalya’da Napoli yakınlarındaki iki yanardağın patlaması, Levant bölgesinin de dahil olduğu yaklaşık bir milyon kilometrekarelik alanın küller altında kalması sonucu yine yerlerinden ayrılarak bir bölümü Türkiye üzerinden Avrupa’ya bir bölümü de Türkiye’nin Güney Doğu Anadolu Bölgesini takip ederek Hazar Denizinin Güneyinden Asya’ya yöneldiler. Bu varlıkların Türkiye’de bıraktıkları arkeolojik bulguların en önemlisinin MÖ12.000 li yıllara tarihlenen Göbeklitepe olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca Karain Mağarasında ve Çatalhöyük’te elde edilen bulgularında bu varlıklara ait olduğu sanılmaktadır. Asya’ya yönelenlerin başta Altaylar olmak üzere Hindistan’a ve hatta Avustralya’ya gittikleri iddia edilmektedir. Altaylara yerleşenler Kazakistan’ın Batısı ve Baykal Gölü arasında kalan Yenisey ve Angora nehirlerinin çevrelerindeki Hakasya ve Tuva bölgelerinde çok çeşitli kültür evreleri geçirerek geliştiler. Bu kültür evrelerini Okunyev, Anav, Taşlık, Afanasyova, Andronova, Kentemiral, Karasuk, Togar olarak sıralayabiliriz. Bu kültür evrelerinde MÖ 4500 li yıllarda önce atı evcilleştirdiler, sonra bakırı işleyerek bakırdan yemek kapları, savaş araçları ve at nalı yaptılar. Ancak bakırdan yapılan at nalı ve silahlar dayanıksız olunca demir ve bakırı karıştırarak bronzu elde ettiler. Bu maddeden yaptıkları nallar dayanıklı olduğu için daha uzak mesafelere gitme imkanını buldular. Bu arada demirden üzengi yaparak hem at sürüp hem de yay çekmek imkanına kavuştular. Denilebilir ki atın evcilleştirilmesi, demirden üzenginin, nalın ve araba tekerleğinin yapılması Türklerin göçlerle yayılmasında, yeni yerler keşfetmelerinde ve bugüne kadar ayakta kalmalarında çok büyük bir etken olmuştur. Özellikle göçlerle Avrupa’ya, Mısır’a, Hindistan’a, Orta Doğu’ya göç etmeleri ve oralarda yeni devletler kurmaları Türk medeniyetinin gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Bu arada MÖ 12.000 li yıllarda Endonezya’da faaliyete geçen büyük bir yanardağın külleri yaşadıkları bölgeyi kaplayıp buzul çağı başladığında bir bölümü Baykal Gölünün ve ondan çıkan Angara nehrinin ılık sularının oluşturduğu nispeten ılıman iklime sahip merkezi Ötüken olan bölgede ve Altay Dağlarının Güneyinde kalmışlar, bir bölümü de hem yeni yerler bulmak hem de avların peşinden gitmek için önce Doğu Sibirya’ya oradan da çeşitli yollardan Amerika’ya geçmişlerdir. Bu konuda birkaç iddia vardır. Bunlardan birincisi Bering Bölgesi henüz Beringia adlı bir kara parçası iken yürüyerek Alaska’ya geçtikleri yönündedir. Diğeri ise donmuş olan Bering boğazından yürüyerek geçtikleridir. Ayrıca şimdiki Bering Boğazının ortasındaki Diomede adlı iki küçük adadan ya da daha aşağıdaki Aleutian adlı takımadalardan basit sallarla Amerika’ya geçtikleri iddia edilmektedir. Amerika’ya geçen Türlerin de dahil olduğu Orta Asya halklarının Kuzey ve Güney Amerika’daki Kızılderili, Aztek ve Maya gibi kültürleri meydana getirdiği arkeoloji ve arkeogenetik bilimleri yardımıyla kanıtlanmıştır.
Orta Asya’daki Türkistan Bölgesinde kalan Türk boyları aşırı nüfus artışı, iklim değişikliği nedeniyle kuruyan otlaklar yerine yenilerini bulmak, düşman baskıları gibi nedenlerle Orta Doğuya, Anadolu’ya, Avrupa’ya ve Hindistan’a daha doğrusu Macaristan’dan Mançurya’ya kadar tahminen on beş milyon kilometre kare yüz ölçümündeki bölgeye yayılarak oralarda sayıları yüz yirmi üçü bulan yeni devletler kurmuşlardır.
Sonuç olarak Türklerin ilk ataları Kenya, Orta Doğu, Altaylar yolunu takip ederek kurdukları Hun, Göktürk, Oğuz Yabgu, Karahanlı, Selçuklu, Türkiye Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin ardçılı olarak Türkiye Cumhuriyetini oluşturmuşlardır.