“EY DÜNYA İNSANLARI. HEPİNİZ TÜRKSÜNÜZ”  GENE D. MATLAC

KIZILDERİLİLER TÜRK MÜ?

yazı görseli olabilir

Kızılderililer Asya kökenlidir. Ancak Türk olduklarına dair elde yeterli kanıt yoktur. Son Buzul Çağı’nda (yaklaşık 20.000 – 15.000 yıl önce) deniz seviyesi bugünkünden 100–120 metre daha düşüktü. Bugünkü Sibirya ile Alaska arasında deniz yoktu. Arada Beringia adı verilen geniş bir kara parçası vardı. Muhtemeldir ki insanlar bu kara parçası üzerinden yürüyerek geçtiler. Diğer bir varsayım da daha sonraki yıllarda Bering Boğazının tam ortasında bulunan Küçük ve Büyük Diomede Adalarını da kullanarak deniz araçlarıyla geçtikleridir. Ayrıca buzul çağında Bering Boğazının donması üzerine insanların yürüyerek Sibirya’dan Alaska’ya geçtikleri düşünülmektedir.

O zamanlar “Türk”, “Kızılderili”, “Çinli” gibi kimlikler yoktu. Sadece avcı toplayıcı Asya insanları vardı. Bu insanlar mamut, bizon gibi hayvanları takip ederek ve yaşam alanı arayışı içinde Alaska’ya ulaştılar. Yüzyıllar boyunca Kuzey Amerika’ya, oradan Orta ve Güney Amerika’ya yayıldılar. Zamanla farklı kabileler, farklı diller, farklı kültürler oluştu. Kızılderililer ve Mayalar bu kültürler arasındadır.

Kızılderililer iyi ata binmeleri, ok atmaları, savaşçı yapıları ve konar göçer olmaları nedeniyle Orta Asya Bozkır halklarına benzemektedir. Türklerle ilgisi dillerindeki ortak kelimeler ve elbiselerinde yer alan ay yıldız figürlerinden ibarettir. Ayrıca her iki halkın dokuduğu kilimler barındıkları çadırlar arasında da benzerlikler vardır. Şamanizm de iki halk arasında ortak inançtır. Asya’dan Amerika’ya göç eden halkları Türk olup olmadıklarını anlamak için Buzul Devri’nde Sibirya’da yaşamış olan halkları inceleyip, bulgular üzerine antropolojik araştırma yapmak gerekmektedir. Atatürk’ün ortaya koyduğu ve tüm dillerin Türkçeden köken aldığını savunan güneş dil teorisi Kızılderililer ve Mayalar arasında 350 ortak kelime bulunduğunu göstermiştir.

Türkler ve Kızılderililer arasında Y kromozomuna bağlı mitokondriyal genler bakımından da benzerlik bulunmaktadır. Bu durum, Kızılderililer ile Asya halkları arasında çok eski bir ortak atanın bulunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Türkler ile Kızılderililer arasında genetik benzerlik vardır. Bu benzerlik Asya kökenlidir. Kızılderililer Türk değildir, Türkler de Kızılderili. Ortak atalar tarih öncesi çağlara aittir.

Kızılderililer ve Türklerde Güneş–Ay Tamgası (Ongunu)
Denizli’de Bir Kızılderili Reisinin Tarihî Açıklamaları :
Türklerle Kızılderililer arasındaki tarihsel ve kültürel benzerlikler, yalnızca efsaneler ya da sembolik anlatılarla sınırlı değildir. Bu bağ, kimi zaman sözlü tarih anlatılarında, kimi zaman arkeolojik ve dilbilimsel bulgularda, kimi zamansa doğrudan Kızılderili önderlerinin beyanlarında karşımıza çıkmaktadır.
Bu çarpıcı örneklerden biri, 2–4 Temmuz 1999 tarihleri arasında **Denizli’de düzenlenen “Yedinci Türk Dünyası Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı”**nda yaşanmıştır. Kurultaya katılan Onayda Kızılderili Kabilesi Reisi ve Amerika Yerlileri Sosyal İşler Daire Başkanı M. Franklin Keel, yaptığı konuşmayla delegeler üzerinde derin izler bırakmıştır.
“Biz Kızılderililer Türk Olmaktan Mutluyuz”
M. Franklin Keel, konuşmasında Kızılderililerin kökenine dair şu ifadeleri kullanmıştır:
“DNA testlerinde Kızılderililer’in Türk asıllı olduklarının anlaşıldığını öğrendik. Türk Kurultayı’na katılmak ve Türkiye’de bulunmak bana kendimi çok iyi hissettirdi. Biz Kızılderililer Türk olmaktan mutluyuz.”
Keel ayrıca, Amerika kıtasındaki bazı yer adlarının Türkçe kökenli olabileceğine dair bilgiler bulunduğunu, ancak bu konunun henüz yeterince derinlemesine araştırılmadığını da vurgulamıştır.
Baykal’dan Alaska’ya Uzanan Göç
Keel’e göre Kızılderililerin ataları, Baykal Gölü – Yenisey – Tuva hattından hareketle, Buzul Çağı’nın en sert dönemlerinden biri olan M.Ö. 34.000 – M.Ö. 30.000 yılları arasında, Beringia kara köprüsü üzerinden Amerika kıtasına göç etmişlerdir.
Bu dönemde deniz seviyesinin ciddi biçimde düşmesiyle Asya ile Kuzey Amerika arasında doğal bir kara bağlantısı oluşmuş, ilk Amerika yerleşimleri bu hat üzerinden gerçekleşmiştir.
DNA, Dil ve Kültür Benzerlikleri
Keel konuşmasında şu noktalara özellikle dikkat çekmiştir:
Türkler ile Kızılderililerin DNA testlerinde dikkat çekici benzerlikler görülmektedir.
Y kromozomu üzerindeki belirli bir bölgenin yalnızca Türkler ve Kızılderililerde bulunduğu ifade edilmiştir.
Diller arasında kelime benzerlikleri mevcuttur.
Halı, kilim ve el sanatlarındaki motifler şaşırtıcı derecede örtüşmektedir.
Örf, âdet ve geleneklerde güçlü paralellikler vardır.
Bu görüşler, Kızılderililerin kökeni üzerine yaklaşık 40 yıl araştırma yapan Ethel Stewart tarafından da belgelerle desteklenmiştir. Stewart’a göre Kızılderililerin önemli bir bölümü, Uygur, Nayman ve diğer Türk boylarıyla tarihsel bağlar taşımaktadır.
Bozkurt Sembolü ve Ortak Mitoloji
Keel’in en dikkat çekici vurgularından biri de Bozkurt sembolü olmuştur:
“Bozkurt, biz Kızılderililerde de kutsal bir semboldür. Hatta Bozkurt isimli bir Kızılderili kabilesi bile vardır.”
Bu ifade, Türk mitolojisinde yol gösterici ve kurucu bir figür olan Bozkurt ile Kızılderili inanç dünyası arasındaki sembolik ortaklığı gözler önüne sermektedir.
Dilbilimsel Bulgular ve Atasözleri
Fransız dilbilimci Dumesnil, Kızılderili dillerinde 320 Türkçe kelime tespit ettiğini belirtmiştir. Buna örnek olarak Siyu (Sioux) kabilesi gösterilir:
Siyu kelimesinin Türkçedeki “su” sözcüğüyle bağlantılı olduğu,
“Su Kabilesi” anlamını taşıdığı ifade edilmektedir.
Bu bağlamda bir Kızılderili atasözü dikkat çekicidir:
“Su gibi olmalıyız; her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli.”

Günümüzde Kızılderililerin nüfusu yaklaşık 2,5 milyon civarındadır ve kimliklerini, dillerini ve kültürlerini koruma mücadelesi vermektedirler. Türkler ile Kızılderililer arasındaki bu tarihsel, kültürel ve sembolik benzerlikler; insanlık tarihinin ortak hafızasına ışık tutan, derinlemesine araştırılmayı hak eden önemli bir alandır.
☪︎ ЋץҐИ ☪︎