Vücudumuzda yaklaşık 100 trilyon hücre vardır. Hücreler de insanlar gibi doğar, büyür ve ölürler. Hücreler ölünce dokular, dokular ölünce organlar, organlar ölünce de sistemler ölür. Yaşlanma hücre ölümlerinin doğurduğu bir süreçtir. Hücreler başlıca üç nedenden ölür. Birincisi doğal ölümdür. Yaşlanan hücreler ölür. Yerine yenileri gelmezse insan yaşlanır. İkincisi, hücre dışsal (istemli) etkiler sonucu ölür. Bu etkenleri nitrat, nitrit gibi gıda katkıları; sigara ve benzerlerinde bulunan nikotin; içkilerde bulunan alkol; kirli havada bulunan karbon dioksit, karbon monoksit, hidrojen sülfür gibi zehirli gazlar; dip balıklarında bulunan kurşun, civa gibi ağır metaller; pestisitler gibi zirai ilaçlar olarak sıralayabiliriz. Zehir (toksin) adı verilen bu etkenler kan yoluyla hücrelere girip okside ederek öldürürler ve yaşlanmayı hızlandırırlar.

Üçüncüsü ise hücrelerde metabolik faaliyetler sonucu oluşan serbest radikallerdir. Sindirimle kana geçen serbest şeker karaciğer tarafından glikojene dönüştürülüp insülin tarafından hücre içine sokulur. Öte yandan solunum yoluyla alınan oksijen akciğerden kana geçerek ozmoz yoluyla hücreye girer. Hücrelerde bulunan mitokondri denen organeller glikojeni oksijenle yakarak vücuda gerekli olan enerjiyi üretirler. Bu esnada ortama eksik atomlu oksijen molekülleri salınır ki bunlara serbest radikaller adı verilir. Serbest radikaller eksik olan oksijen atomlarını tamamlamak için hücrelerde cereyan eden reaksiyonlara saldırarak hücreleri oksitleyip öldürürler ve yaşlanmayı hızlandırırlar.

Yaşlanmayı geciktirecek önlemleri de şöylece sıralayabiliriz. 1)  Antioksidan (oksitlenmeyi önleyici madde) içeren sentetik ilaç ve bitkilerin kullanılması, 2) Az yiyip az serbest radikal oluşumunun sağlanması, 3) İstemli olarak dıştan kaynaklı toksinlerin vücuda alınmaması, 4) Bol temiz hava alınması, 5) Bol egzersiz yapıp zehirlerin ve serbest radikallerin ter yoluyla atılması, 6) Bol su içip zehirlerin ve serbest radikallerin idrar yoluyla atılması, 7) Kabız olmaktan kaçınılması, 8) Düzenli cinsel ilişki sonucu zehirlerin ve serbest radikallerin meni yoluyla atılması, 9) Sigara ve içki tüketmemek, 10) Doğal ürünler yemek

Antioksidan içeren beş önemli bitki:

  1. Ceviz: Cevizin en olumlu etkisi şeklinin de benzediği beyinedir. Beyin faaliyetlerini sürdürmek için en çok gümüş iyonuna ihtiyaç duyar. Gümüş iyonunun da doğada bulunduğu tek bitki cevizdir. Ceviz ayrıca içerdiği omega-3 yağları vasıtasıyla kalp ve damar sağlığını da olumlu etkiler.
  2. Çekirdekli Siyah Kuru Üzüm: Özellikle yüksek rakımda yetişen çekirdekli üzümlerin kurusu içerdiği bol miktarda resveratrol adlı antioksidan vasıtasıyla kanseri önler.
  3. Bitter Çikolata: Bitter çikolatada bulunan kakaonun içerdiği teobromin adlı kimyasal madde insanın kalp-damar ve ruhsal sağlığını olumlu etkiler.
  4. Zeytinyağı : İçerdiği bol omega-3 vasıtasıyla kalp-damar sağlığına, polifenoller vasıtasıyla da kansere etkilidir.
  5. Yeşil Çay: İçerdiği kateşin vasıtasıyla kanser üzerine olumlu etki yapar.

Bunların dışında zerdeçal, zencefil, soğan, sarımsak, domates (suyu, ketçapı, salçası), kabak çekirdeği, probiyotikler (ev yoğurdu, ev turşusu, kefir) gibi yiyecekler de bol miktarda antioksidan içerirler.

Sonuç olarak, insanın kronolojik yaşı değil, biyolojik yaşı önemlidir. Biyolojik ömrü uzatmak için de alınacak sağlığı koruma önlemleri yanında bol miktarda antioksidan içeren yiyeceklerin tüketilmesi büyük bir önem taşır.